Bakıcı, bebek bakıcısı çocuk bakıcısı dadı hasta bakıcı firmaları

 
  • Bakıcı bebek bakıcısı çocuk bakıcısı dadı
  • Hasta bakıcı yaşlı bakıcı
  • Evde hasta bakımı evde yaşlı bakımı refakatçı
  • Ameliyat sonrası bakıcı hizmetleri
  • Ev işlerine yardımcı, villa elemanı, çiftlik personeli sağlayan
  • Türkiye İş Kurumundan izin belgeli Özel İstihdam Büroları
  • Bakıcı firmaları danışmanlık şirketleri
   
 

Bursa Bakıcı Firmaları

Tanıtım Rehberi

Sitemizde İŞKUR belgeli deneyimli referanslı bakıcı dadı bebek bakıcısı çocuk bakıcısı hasta bakıcı yaşlı bakıcı yatılı bakıcı villa personeli yardımcı aile ev işleri için yardımcı elemanlar sağlayan bakıcı ajansları, bakıcı firmaları insan kaynakları ve danışmanlık şirketi tanıtımları yapılmaktadır.

Firmanızın sitemizde tanıtımının yapılmasını istiyorsanız lütfen iletişime geçiniz.
     
 
Bebek bakıcısı KADIKÖY çocuk bakıcısı hasta bakıcı evde yaşlı bakımı hasta bakımı, villa personeli
Antalya bebek bakımı, çocuk bakıcılığı, evde yaşlı bakımı hasta bakıcısı, refakatçi
Bakıcı İzmir bebek bakıcısı çocuk bakıcısı hasta bakıcı yaşlı bakıcı
Bakıcı Antalya bebek bakıcısı çocuk bakıcısı hasta bakıcı
 
     
     
 

2-6 Yaş arasında atılan temeller

İki yaşın başlamasıyla birlikte çocuklar kendilerinden, benmerkezci, bağımlı bir kişi yerine, bağımsız bir varlık olmaları beklendiğini öğrenirler. Bir takım davranışların belirli ortamlarda uygulanması gerektiğini de öğrenmeye başlarlar. 2-6 yaş arasındaki ilk çocukluk evresinde çocuk, sosyal ilişkinin nasıl kurulduğunu, ev dışındaki insanlarla, özellikle kendi yaşıtlarıyla nasıl beraber olunacağını öğrenmeye başlar, uyum ve işbirliği geliştirir.
İlk çocukluk döneminde, çocuğun diğer kimselerle olan çok sayıdaki ilişkisi onun sosyal gelişimini arttırır. Bu nedenle anaokuluna giden çocuklar, arkadaşlarıyla çok sayıda ilişki kuracaklarından sosyal faaliyetleri aile ve komşu düzeyinde sınırlı olan çocuklara oranla daha iyi bir toplumsal uyum gösterirler. Okul öncesi kurumların en önemli yararlarından biri bu kurumların çocuklara uzman elemanların rehberliğinde sosyal deneyim fırsatı hazırlamaları ve çocukların sorunlarını çeşitli tekniklerle ortaya koyarak bunlara çözüm aramalarıdır.

Bu dönemdeki davranışlardan çoğunun sosyal olmadığı hatta bir bölümünün anti-sosyal olduğu görülür. Bütün bunlara karşın atılan her adım sosyalleşme süreci için yararlı ve olumlu bir aşama olarak kabul edilir. Bu dönemde çocukların toplumsallaşma yolundaki gelişimi;
- Sosyal kabul için ne kadar arzulu olduklarına,
- Davranışlarını nasıl geliştirebilecekleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmalarına,
- Davranışları ile sosyal kabul arasındaki ilişkiyi kurabilecek düzeyde zihin yeteneğine bağlıdır.

Bu dönemde bağımsızlık isteği artarken otoriteye karşı koyma başlar. Bu bağımsızlık arzusunun yanında büyüklerin dikkatini çekmek, beğenilmek isteği de yatar.

Eğer bu evrede çocuklar sürekli cezalandırılır, aşırı koruyucu ya da anneye bağımlı bir biçimde yetiştirilirlerse bu baskı sonucu onlarda bağımlılık ve çekingenlik duygusu yerleşebilir. Ancak çocuğun bu dönemdeki bağımsızlık tutkusuna hiç kısıtlama getirilmemesi, isteklerine göre davranmakta serbest bırakılması kuşkusuz düşünülemez. Çocuğa, arzu ve eğilimlerini kontrol etmeyi öğretmek gerekir. Yoksa saldırganlığı gittikçe artan, arzularını ne pahasına olursa olsun yerine getirmek isteyen bencil bir insan olmasına yol açılabilir.

Çocuğa karşı tutarlı davranmak, onun zararsız davranışlarına müdahale etmemek, hareket alanını fazla kısıtlamamak ama bazı kurallara uyması gerektiğini hissettirmek gerekir.

Ağlama Silahı

Ağlama silahına yenik düşülmemelidir. Bu yaşta çocuğun dikkati kolaylıkla başka yöne çekilebilir. Böylece savaş kolaylıkla barışa dönüştürülebilir.
Aslında çocuk, büyüklerin zayıflığını sanıldığında iyi farkeder. Teslim aldığını hissederse kural tanımaz, engellemeler karşısında büyük öfke nöbetleri yaratır. Saldırgan olur. Yatağını ve/veya altın ıslatır. Tüm bunları bir başkaldırı olarak uygular. Daha önce de belirtildiği gibi, anne ve/veya baba bu çocuğu yola getirmek için dayak, korkutma, şiddetle cezalandırma gibi baskıcı bir yöntem izlerse bu kez de çocuk doğal eğilimlerini sürekli bastırarak anne babanın istediği gibi davranır. Tepkileri saldırganlık yerine aşırı uysallık ve boyun eğme ya da direnme ve inatçılık şeklinde gelişebilir.


İlk çocukluk evresinde iki buçuk yaş gelişimin zor olduğu dönemlerden birini oluşturur. “Serkeşlik evresi” olarak nitelendirilen bu dönemde iki buçuk yaş çocuğu dengesiz, olumsuz, kararsız ve isyankardır. Serkeşlik çağının şiddeti bir çocuktan diğerine değişiklik gösterir. Çocuk bir davranışı yapmakla yapmamak gibi duyguların etkisindedir. Bu durum çocuğun karar vermesini güçleştirir, onu hırçınlaştırır.

Olumsuzluk adı verilen inatçılık ve karşı gelme ana babaları endişelendirir. Bu dönemde çocuk, büyüklerin sözünü dinlemez hatta söylenenin tersini yapar. Davranışları kısıtlandığında öfkelenir, kendini yerler atar. Her işi yardım görmeden kendi başına yapmakta direnir. Aşırı disiplin ortamında olumsuzluğun arttığı görülür. Bu evrede oluşan saplantılar ve ruhsal bunalımlar ileriki yıllarda inatçılık ve direnç belirtileri şekline dönüşür.


Üç yaşına girdiğinde çocuğun giderek daha olumlu ve dengeli bir birey haline dönüştüğü görülür. Bu yaştan itibaren serkeşlik döneminin olumsuzluğu gitmiş, onun yerine oldukça uyumlu, söz dinler, işbirliğine hazır bir çocuk gelmiştir. Üç ile altı yaş arası, çocuğun en sokulgan, en sevimli ve konuşkan dönemidir.

İki yaşına kadar çocuklar yalnız oynar. Diğerleriyle olan ilişki, taklit, birbirini seyretme ve birinin oyuncağını alma şeklindedir. Üç dört yaşlarında ise çocuk artık grup halinde oynamayı öğrenmiştir. Yaşıtlarıyla başarılı ilişkiler kurmaya, oyuncaklarını paylaşmayı öğrenmeye başlamıştır. Önceleri her şeye “benim” diyen çocuk artık “bizim” demeye başlamıştır. Kısacası, çocuk toplumsallaşma, uyumlu bir birey olma yolundadır.

İki yaş dolaylarında başlayan sorgu çağı, dört yaşında en yüksek düzeye ulaşır. Bu evrede çocuk “nasıl” ve “niçin” sorularını ısrarla sorar. Anne ve baba, çocuğun sorularını hassasiyetle ele alarak yanıtlamalıdır.

Anne ben nereden geldim?

Tipik soruların başında “Ben nereden geldim?” sorusu yer alır. Anne ve babanın bu soruyu çocuğun yaşına uygun bir biçimde kısa, özlü fakat doğru bir şekilde yanıtlaması gerekir. Örneğin çocuğun yaşına göre;
“ Çocuklar annelerinin içinden çıkarlar; onlar annelerinin karnında büyürler; annelerin içinde çocukların büyümesi için sıcacık bir yer, bir bebek yuvası vardır; kızlar büyüyünce anne olur, bebek yapabilirler.”
şeklindeki yanıt, uygun bir açıklamadır. Bu bilgiyi anne ve babasından alamayan ya da yanlış kaynaktan alan çocuk aynı bilgiyi daha olumsuz bir biçimde başka kaynaklardan edinme yolunu seçecek, bu arada da anne babasına olan güvenini de yitirecektir.

Bu konuda anne babalar doğadan yararlanarak çocuğun bazı soruları kendisinin yanıtlayabilmesine olanak hazırlayabilirler. Örneğin hayvanat bahçesinde dişi, erkek ve yavru hayvanları izleyen çocuk bazı soruların yanıtını kendi kendine verebilecektir.

Unutmamak gerekir ki; anne babaların çocuklarıyla diyalog kurarak öğrenme ortamı hazırlamalarında ilgileri kadar bilgi düzeylerinin de etkisi büyüktür.


İlk çocukluk evresinin düğüm noktasını, aile ve çocuk için “altın yaş” olarak nitelendirilen beş yaş oluşturur. Daha bilgili ve oldun bir birey görünümünde olan beş yaş çocuğu, çevresine karşı dostça bir yaklaşım içerisindedir. En belirgin özellikleri arasında yeterli ve dengeli oluşu gelmektedir. Beş yaşındaki çocuk, yeteneklerinden en iyi biçimde yararlanmak ister ve hak ettiği sorumluluk ve ödüllere biraz olsun sahip olmaktan hoşlanır. Kısacası bu üstün özellikleriyle beş yaş çocuğu, yüksek derecede toplumsallaşmış bir görünümdedir. Çocuğun bu özellikleri, kişiliğinin olumlu çizgilerinin pekiştirilmesi için ana babaya oldukça iyi fırsatlar sağlar.


Prof. Dr. Haluk Yavuzer
Çocuk ve Suç

 
     

Firma Giriş Formu






Kayıp Parola?
 
© 2017 www.bakicim.org | Kullanım Şartları
Bakıcı Firmaları, Danışmanlık Şirketleri, Özel İstihdam Büroları Internet Tanıtım Rehberi bakicim.ORG